|
“Boğaziçi’nde mehtap geceleri yalnız
sahillerle üstlerindeki tepeler gölgelenir ve siyahımsı bir kül
rengine bürünür. Yoksa bunların hemen üstündeki
gökyüzü, ayın ışığıyla, açık veya koyu mavi, sularsa baştan başa
menekşe rengindedir.” der Abdülhak Şinasi Hisar, Boğaziçi’ni
anlatırken. Boğaziçi’nin dâhi bir ressamın elinden çıkmış, manalarla
yüklü bir manzara olduğundan, bakanları büyülediğinden söz eder. Öyle
ki, Mısır’dan kalkıp gelen yazlıkçılar bu manzarayı hiçbir Avrupa
ülkesine değişmez, bir ‘rüya ya da hülya ülkesi’ olarak tarif edilen
Boğaz’ın tadını en çok da gece vakitleri sazlı sözlü eğlencelerle
çıkarırlar.
Tam o günler geride kaldı, beton
görüntüleri, araba gürültüleri şehri esir aldı derken ‘Mehtaplı
Geceler’ imdadımıza yetişti. İstanbul Deniz Otobüsleri’nin (İDO)
gelenekselleştirdiği Boğaz turları başladı. Size bu haberi ulaştırmak
adına biz de vapurun üst balkonunda yerimizi aldık. İçimize bir buse
gibi konacak bu hoşsohbet geceye, keyifli seyr-ü sefere Bostancı
iskelesinde, adı bu tür organizasyonlarla özdeşleşen ‘Barış Manço’
vapuruna binerek adım attık. Hafifçe esen meltemle zihnimizin
yorgunluğunu ağır aksak onardık. Çaycılar geçti yanımızdan, ellerinde
tavşankanı çaylarla. Boğa’zın akşamüstü değişen rengine dalarak
yudumladık çaylarımızı. Birbirlerine ulaşamayan o ‘sevgili’ Galata ve
Kız kulelerini aklımızda bir çırpıda buluşturup el ele tutuşturduk.
Diğer Şehir Hatları vapurlarına gizliden birer selam gönderip, şairin
‘denizin sokak çocukları’ dediği martılara bir dokunuş mesafesinde
yaklaştık. Onlar bizim heyecanımızdan habersiz uçadursunlar biz çocuk
olamayacak kadar büyük bedenlerde büyük olamayacak kadar neşeli ve
haylazdık. Arkada ustalar ekmek arası köfte yetiştiriyordu temiz
havada acıkan insanlara. Çocuklarsa ellerinde kâh oyuncaklarla kâh
kafalarından uçan şapkalarıyla bir iskele bir sancak, gidip gidip
geliyorlardı vapurun koridorlarında. Martılar kanat çırpıyordu
peşimizden... Annelerin, babaların, arkadaşların tatlı sohbetlerine,
vakarlı ve dengeli duruşuyla eşlik ediyor İstanbul. Hava ağır ağır
kararırken, iskelelerden alınan yolcular hep bir ağızdan söylüyor
İstanbul şarkılarını. “Sana dün bir tepeden baktım aziz İstanbul...”
Sesler seslere, içtenlikler hiç bitmesin istenen geceye karışıyor.
Anadolukavağı’na yanaşıyor sonra vapur, soluklanıyor gezginler.
Durdukları yerden bir daha bakıyorlar, hep aynı gibi durup da her
saniye yenilenen Boğaz’a.
2 Eylül’e dek sürecek seferlerde şehrin
esas oğlanı da esas kızı da biziz. 6 saatlik başrolde ister istemez
daha çok sevip sahipleniyoruz İstanbul’u. Tüm keşmekeşine rağmen
dimdik duruşunu, aldığı kilolara karşı hâlâ daha zarif kalışını.
Bitmek bilmeyen sitemlerimize bir omuz silkmesiyle karşılık veren
şımarıklığını… Ne kadar anlatırsak o kadar eksik kaldığımız şehr-i
İstanbul’u. Hafızalarımıza kazıyacak bu güzel gece için 10 YTL
vermeniz yeterli. Kadıköy, Eminönü, Üsküdar, Beşiktaş, Ortaköy,
Çengelköy, Rumeli Kavağı iskelelerine uğrayan vapurla geziye
katılınabildiği gibi iskelelerde inmek de mümkün. Daha ayrıntılı bilgi
almak istiyorsanız irtibat numarası: 0212 444 4 436. |